Bir kez güçlü bir sevme olanağı yakalanmışsa geçmişte; yaşam, bu coşkun ısıyı, bu ışığı yeniden bir daha elde etme arayışıyla geçer.
Eve girdiğimizde saçı başı dağılmış, mutfağın altı üstüne gelmiş, ne yaptığını bilemez haldeydi.
-
Ay hoşgeldiniz! Dağınıklığın kusuruna bakmayın, güzel şeyler yapayım
diye bugün evden bile çıkmadım vallahi! Yalnız var ya parmaklarınızı
yemezseniz ben de n'olıyım!
Deyip arkasından bir de kahkaha att. Bizi salona oturtup kendiside telaşla mutfağa geri döndü.
- Erken geldik işte ananın amı, ne diye koştura koştura getirdin beni bu saatte, kadın daha sofrayı bile hazırlamamış!
- Olsun olsun bir şey olmaz.
- Yalnız kadın amı götü dağıtmış, birazdan "ay şunları masaya götürebilirmisiniz" diye seslenir de!
Demeye kalmadan, ellerini güya suları akmasın diye dua eder gibi tutarak başını kapıdan uzattı.
- Ay salatayı yetiştiremicem, anlar mısınız salata yapmaktan?
- Ben pek anlamam da süper salata yapar bu ibne.
Diyerek
beni işaret etti yavşak. Amacı kızla beni yakınlaştırmak. Kalkıp
domatesi,salatalığı,biberi ince ince doğrayıp, sarımsak,kekik,nar
ekşisi,sumak,tuz,limon ve pul biberle harmanlayıp, koca bir tabak salata
yaptım. Ben uğraşırken diğer misafirleri gelmiş, o da onları içeri
oturtup, mutfağa geri döndüğünde koca tabak salatayı görüp.
- Ayol ne çok yapmışsın, kim yiyecek bu kadar salatayı? Deyince,
- Bu salata adamın amına kor, merak etme damlası kalmaz! Deyip içeri geçtim. Neyse, sofra hazırlandı, yemekler geldi,
rakılar kondu, kadehler kaldırıldı, kibar kibar yemek yenirken.
- Ay bakayım salatan nasıl olmuş?
Diyerek
kaşığın ucuyla alıp ağzına attı, sonra kaşığı komple daldırıp sularını
döke döke ağzına götürdü, sonra ekmeğini bandırarak salataya saldırdı.
Hem yiyor hem de
- Salata yiyin salata amına koyyım! Bundan sonra kimse bana salata yapıyorum demesin sakın!
Diye homurdanıyordu. Yemeklerin daha yarısına gelmişken salatanın dibini sıyırıyorlardı.
Arkadaşımın dışında diğerleriyle pek fazla tanışıklığım yoktu, o
hepsini tanıyordu. Ev sahibiyle beni yakınlaştırma amaçlı tasarlanmış
bir yemekti. Bir hafta sonu, meyhanede bir aradaydık yine bu grupla,
orada tanıştırıldık. Benim öküz gibi önüme bakıp, konuşmadan öyle
durmamı " vay ne oturaklı adam" zannetmişler.Tabi bir telefon trafiği,
çöpçatma durumları filan, bu yemek düzenlenmiş, o da bir heyecanla bütün
hünerlerini sergilemiş.
Gece boyu yenildi içildi tabu mabu gibi
oyunlar oynandı içkiler bitti, yenileri geldi, kafalar kıyak
oldu,ortalık dağıldı. "E hadi bize müsade" dendi. Bana, bıyık altından
gülerek " sen kal da ortalığı toplamaya yardım et" dendi. Herkes gitti.
Oturup
kendime bir rakı daha koydum, onun bardağı zaten doluydu. Yanıma gelip
tek bacağını altına alarak kendini koltuğa bıraktı, eteğinin yukarı
kadar sıyrılmasına aldırış etmeden, dibime kadar sokulup.
- Ay bu gece çok eğlendim valla, iyi ki geldiniz!
Dedi,
göğüslerini koluma yaslayarak. Sarhoş olmuş ama belli etmemeye
çalışıyordu. Rakısını aldı, bir yudum içti arkasından mandalina yedi,
gene bir yudum içti peynir attı ağzına. Rakı bir an önce bitsin de ne
olacaksa olsun gibiydi hareketleri ve heyecanlı olduğu çok belliydi. Son
bardağı hızlı hızlı içtiğinden iyice sarhoş olmuş, artık hareketlerini
zor kontrol ediyordu. Olduğu yere uzanıp "hadi sen de gel" diyerek
kolumdan çekti. Gözlerine baktım, bakamıyordu bile. Ertesi gün,
yattığımızı bile hatırlamayacaktı belki de. Zaten hiç hoşlanmadığım bir
durumdu, başkalarının yakıştırmasıyla birlikte olmak. E hadi bi posta
atayım amına koyyım diyecek adammıydım ben, daha doğru dürüst göz göze
bile gelmemişken. Hala " hadisene" diyordu dili dolanarak. "Bir tuvalete
gideyim" diyerek kalktım. Yatak odasından bir battaniye bulup getirip
üstüne örttüm. O battaniyenin altında, üstünü çıkartmaya çabalarken,
ışığı söndürüp sessizce evden çıktım... Hava da serinmiş. Olsun!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder